Erkek polis kadının çantasını arayabilir mi ?

Polis Kimlik Sorgulama Yetkisine Sahip midir?

Polis Kimlik Sorgulama Yetkisine Sahip midir? Sokakta “Kimlik Alabilir miyim?” Sorusu ve İşin Hukuki Tarafı

İtiraf edeyim, “Kimlik lütfen” cümlesinin insan üzerinde garip bir etkisi var. Sanki o ana kadar sıradan bir vatandaşken, polis memuru bu cümleyi kurduğu anda hayatımızın arka planında bir film müziği çalmaya başlıyor. Cüzdan açılıyor, ehliyet aranıyor, kimlik kartı çıkarılıyor ve insan içinden “Acaba bugün yanlışlıkla uluslararası arananlar listesine mi girdim?” diye düşünüyor.

Oysa çoğu durumda mesele çok daha basit.

Türkiye’de polisin kimlik sorma yetkisi var. Fakat bu yetki, “Polis istediği kişiyi istediği zaman, hiçbir gerekçe olmadan durdurur ve bütün hayatını didikler” şeklinde anlaşılmamalı.

Burada önemli olan ayrım şu: Kimlik sormak başka, kişiyi aramak başka, çantayı açtırmak başka bir hukuki işlemdir.

2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun 4/A maddesi, polise belirli amaçlarla kişileri ve araçları durdurma yetkisi tanıyor. Ancak durdurmanın da polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebe dayanması gerekiyor. Ayrıca durdurmanın süreklilik kazanarak fiilî durum veya keyfî uygulamaya dönüşmemesi gerekiyor.

Yani “Kimlik kontrolü yapılabilir mi?” sorusunun cevabı evet.

“Polis her istediğinde, hiçbir sınır olmadan kimlik kontrolü yapabilir mi?” sorusunun cevabı ise hayır.

İşin püf noktası tam olarak burada.

Kimlik Sorma ile Arama Arasındaki Çizgi Neden Önemli?

Diyelim ki akşam saatlerinde metro çıkışında yürüyorsunuz. Polis sizi durdurup kimliğinizi görmek istiyor.

Bu, tek başına “üzerim aranıyor” anlamına gelmez.

Kimlik kontrolü, öncelikle kişinin kim olduğunun belirlenmesine yöneliktir. Polis görevini yerine getirirken polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra kişilere kimlik sorabilir.

Fakat burada iş biraz değişebilir.

Polis “Kimliğinizi görebilir miyim?” dediğinde başka, “Çantanızı açın, içindeki her şeyi çıkarın” dediğinde başka bir hukuki aşamaya geçilmiş olur.

Çünkü arama, kişinin özel alanına daha yoğun bir müdahaledir.

Anayasa Mahkemesi kararlarında da kolluk işlemlerinin hukuka uygun ve ölçülü olması gerektiği özellikle vurgulanıyor. Bir kişinin çantasında veya poşetinde gizli bir şeyi bulmaya yönelik işlem, sırf “kontrol” denilerek sınırsızlaştırılamaz. AYM, bazı olaylarda çanta veya poşet aramasının basit bir yoklama biçiminde kontrol sayılamayacağını açıkça değerlendirmiştir.

Bu ayrım forumlarda sıkça gözden kaçıyor.

“Polis kimlik sorabilir.”

Doğru.

“Öyleyse çantama da bakabilir.”

İşte bu ikinci cümle otomatik olarak doğru değil.

Bir Polis Memuru Neden Beni Durdurabilir?

PVSK 4/A kapsamında polisin kişileri ve araçları; suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, işlenmiş bir suç veya kabahatin failinin kimliğini belirlemek, hakkında yakalama emri veya zorla getirme kararı bulunan kişileri tespit etmek ya da kişilerin veya toplumun güvenliği bakımından mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek gibi amaçlarla durdurması mümkün.

Ancak kanun burada önemli bir kelime kullanıyor: makul sebep.

Bu kelime küçücük ama hukuken oldukça büyük.

Örneğin bir bölgede meydana gelen belirli bir olayla ilgili eşkâl bilgisi varsa ve siz bu eşkâle uyuyorsanız, polisin sizi durdurması anlaşılabilir bir kolluk faaliyeti olabilir.

Ama “Bugün canım biraz kontrol yapmak istedi” mantığı hukuk düzeninin aradığı makul sebep kavramıyla aynı şey değildir.

Bir başka deyişle polislik, rastgele insan seçme yarışması değildir.

Toplum güvenliği sağlanırken vatandaşın temel hakları da korunmak zorundadır.

Peki Kimlik Göstermek Zorunlu mu?

Kimlik sorma yetkisi kanundan kaynaklandığı için, hukuka uygun bir kimlik kontrolü sırasında kişinin kimliğini belirlemeye yönelik yükümlülükler gündeme gelir.

Burada vatandaş açısından en akıllıca yaklaşım genellikle tartışmayı büyütmek yerine işlemin niteliğini anlamaya çalışmaktır.

“Kimlik kontrolü mü yapılıyor?”

“Durdurma sebebi nedir?”

gibi sakin sorular, “Siz benim kim olduğumu nereden bileceksiniz?” şeklindeki yüksek tansiyonlu bir tartışmadan genellikle daha faydalıdır.

Çünkü sokakta haklı olmakla, hakkınızı doğru biçimde kullanmak aynı şey değildir.

Özellikle polis memuru ile vatandaş arasında gerilim yükseldiğinde birkaç saniyelik öfke, sonradan uzun bir hukuki tartışmaya dönüşebilir.

Erkek karakterimiz Emre burada tipik bir “önce problemi tanımlayalım” insanı olabilir. Kimliğini çıkarır, işlemin nedenini sorar, gerekiyorsa görevlinin sicil bilgilerini not eder ve olayın hukuki çerçevede kalmasını sağlamaya çalışır.

Fakat aynı sahnede Zeynep başka bir noktaya dikkat edebilir. “Bu işlemin hukuki dayanağı nedir?” sorusunun yanında, polisin vatandaşa nasıl hitap ettiğini, çevrede gereksiz bir mahcubiyet yaratılıp yaratılmadığını ve iletişimin neden gerildiğini önemser.

Bunları “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye kesin kalıplara sokmak doğru olmaz. Gerçek hayatta stratejik düşünen kadınlar, son derece empatik erkekler, doğrudan iletişim kuran insanlar ve ayrıntılara dikkat eden insanlar vardır.

Hukuk da zaten cinsiyete değil, kişiye ve somut olaya bakar.

Kimlik Kontrolü Sırasında Çanta Açtırılabilir mi?

Asıl tartışmalı nokta genellikle burası.

Polisin kimlik sorma yetkisi, otomatik olarak kişinin bütün eşyalarını arama yetkisi anlamına gelmez.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 116. maddesi, şüpheli veya sanığın üstünün, eşyasının, konutunun, işyerinin veya diğer yerlerinin aranabilmesi için yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe bulunmasını öngörüyor. CMK 119 ise arama konusunda hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, savcıya ulaşılamıyorsa kanundaki şartlar çerçevesinde kolluk amirinin yazılı emrini düzenliyor.

Üstelik arama kararı veya emrinde aramanın nedenini oluşturan fiilin, aranacak kişinin veya eşyanın ve kararın geçerli olacağı sürenin belirtilmesi gerekiyor.

Bu nedenle “Kimlik soruldu → çanta aranabilir” şeklinde düz bir denklem kurmak hukuken hatalı olur.

Anayasa Mahkemesi de bir kişinin poşetinin aranmasını sıradan bir yoklama olarak kabul etmeyen değerlendirmeler yapmıştır. Özellikle aramanın gizlenmiş bir şeyi bulmaya yönelik olması hâlinde, işlemin hukuki niteliğinin değişebileceğine dikkat çekilmiştir.

Peki Polis Hiçbir Zaman Karar Olmadan Müdahale Edemez mi?

Hayır. Hukuk, “karar yoksa polis hiçbir şey yapamaz” kadar basit değil.

Suçüstü hâlleri, kişinin kendisine veya başkasına zarar vermesini önlemeye yönelik bazı işlemler ve kanunda ayrıca düzenlenen birtakım özel durumlar bulunabilir.
 
Üst